Home
Links
Contact
About us
Impressum
Site Map?


Afrikaans?
عربي
Bahasa Indones.
Deutsch
English
Français
Hausa/هَوُسَا
עברית
O‘zbek
Peul?
Português
Русский
தமிழ்
Türkçe
Yorùbá
中文



Home (Old)
Content (Old)


Indonesian (Old)
English (Old)
German (Old)
Russian (Old)

Home -- Turkish -- 08. Good News -- 3 Did Moses prophesy the coming of Muhammad?

This page in: -- Chinese -- English -- French -- German? -- Indonesian -- Tamil -- TURKISH

Previous lesson -- Next lesson

08. Müslümanlara Güzel Haberlerimiz var

3 - Musa, Muhammed’i önceden bildirdi mi?



MEYDAN OKUMA: Müslümanlar Kuran’a güvenir, ancak Sevindirici Haber’in Yahudi ve Hıristiyanlar tarafından değiştirildiğini savunarak İncil’e güvenmezler.

Yine de bir istisna vardır. Kuran’a göre, Muhammed’in adı İncil’de bildirilmiştir. “Araf Suresi 5/156-157 bkz. Saff Suresi 61/6) Kuran’ın haklı olduğunu kanıtlamak için Müslümanlar İncil’i araştırmakta, Muhammed’in adının geçtiği kısımları not etmektedirler. Bu bağlamda Musa’nın Tevrat’ındaki şu bölüm ilginçtir: “Tanrınız RAB size aranızdan, kendi kardeşlerinizden benim gibi bir peygamber çıkartacak. Onu dinleyin.” Tekrarı 18/15; bkz. aynı ayet 5) Onlar Musa’nın bu sözleriyle Muhammed’i işaret ettiğini sanmaktadırlar. Buna olan inançları onların İncil’e güvenmelerini sağlayacaktır. Hıristiyanlar Tevrat’ın bu bölümünde işaret edilenin Muhammed değil Mesih olduğuna inanırlar. Müslümanlar bu tezi Kuran’dan yaptıkları alıntılarla çürütmeye çalışırlar: Muhammed, Musa’yla ortak özellikler taşımaktadır; 1. Her ikisi de bir baba ve bir anneden doğal yollardan doğmuşlardır. 2. İkisi de öldükten sonra gömülmüşlerdir.- Oysa Mesih ölmemiştir, yaşamaktadır. O toprağa gömülmemiş, gökyüzünde yaşamaktadır. “Benim gibi bir peygamber …” sözüyle Mesih’i değil, Muhammed’i işaret etmiştir. Şimdi Hıristiyanlar inançlarını değiştirip, Musa’nın Mesih’i değil de Muhammed’i işaret ettiğine mi inanmak zorundadırlar?

YANIT: Müslümanlar Tevrat’a güvenmekte haklıdırlar. Musa’nın Kitabı doğruyu söylemektedir.

Ancak Müslümanların, Yasanın Tekrarı 18/15 hakkında yaptıkları yorumlar oldukça önem taşımaktadır. 1) Dedem, Musa ve Muhammed gibi dünyaya bir anne ve bir baba aracılığıyla doğal yoldan geldi. 2) Dedem aynı Musa ve Muhammed gibi ölümünden sonra gömüldü. Bu bağlamda dedem Musa gibi bir peygamber mi olmaktadır? Tabi ki değil. Şimdi, böyle bir karşılaştırma yaparak Musa’nın Muhammed’i işaret ettiğini savunmak mümkün müdür?

Musa’dan sonra gelen bir kişinin peygamber sayılabilmesi, yapılan karşılaştırmaların o kişinin bazı özelliklerini belirtici biçimde ortaya koyulmasını gerektirir. Doğru düşünce şekli şudur: 1) Musa’ya benzer, her ikisi de mucizeler gerçekleştirmişlerdir. (Musa, Kızıl Denizi yardı; Mesih ölüleri diriltti.)-Oysa Muhammed’in Kuran’da belirtilen mucizesi yoktur. 2) Musa Tanrı’nın planladığı gibi ölmüştür, şimdi gökyüzündedir. Oysa Muhammed zehirlenerek ölmüştür, gökyüzünde değil, hala Mekke’de bulunan mezarındadır. Bu farklar yalnız İncil’de değil, Kuran’da da vurgulanmaktadır. İşte bu nedenle aynı Musa gibi işaret edilen peygamber Muhammed değil Mesih’tir.

KÖTÜ HABER: Musa, Tevrat’ta Muhammed’in değil, yalnızca Mesih’in işaretini vermiştir. Kuran’ın Musa, Mesih ve Muhammed hakkındaki öğrettikleri bunun açık bir kanıtıdır.

İYİ HABER: Musa tarafından indirilen ve İncil’in de bir parçasını oluşturan Tevrat’ güvenmemiz gerekir. O gerçekleri anlatmaktadır ve günümüze dek değiştirilmeden gelmiştir. Müslümanlar daha fazla aydınlanmak için Kuran’ın Tevrat ve Sevindirici Haber hakkında verdiği bilgilerin onayını İncil’de aramakla doğru bir iş yapmaktadırlar. Böylece Kuran’ın verdiği bilgilerin doğruluğu da ortaya çıkmış olur.

EK BİLGİLER: Birkaç yıl önce ziyaret için Güney Afrika’ya gitmiştim. Johannesburg’da misyonerlik faaliyetinde bulunan bir İslami merkeze uğradım. Birkaç saatimi kütüphanede geçirmeme izin verildi. Raflar dolusu kitabın Müslümanlar tarafından incelendiğini görmek beni çok şaşırttı. Kuran’ın bildirdiği “ İncil’de Muhammed’in işareti verilmiştir” ifadesinin doğruluğunu araştırmak için hummalı bir faaliyet içersinde idiler. Kitapların en kalını 1000den fazla sayfa içermekte olup, Mekke İslam üniversitesinde hazırlanmış bir doktora teziydi. Tüm kitaplar İncil’in, ”Müslümanların düşündüğünün aksine” değiştirilmediğini kanıtlamaktaydılar. Aksi takdirde, İslam dünyasının yakından tanıdığı önemli kişiler İncil’i aylar boyunca araştırır, bildirdiklerini bu kadar ciddiye alırlar mıydı?

İncil’in Muhammed’i işaret ettiğini kanıtlamaya çalışan ilk kişi, Yahudilikten dönme Ali ibn Rabban al- Tabari 885 yılında yayınladığı (Kitab al Din wa al Dawla) “Dinin ve devletin kitabı adlı eserinde” İncil’den seçtiği 16 metini derleyerek, Muhammed’in işaretinin verildiğini kanıtlamak istemiştir. Araştırmacı Musa’nın yukarıda belirttiğimiz sözleri dışında, Davut (Mezmur 48/1-2), Yeremya (31/33-34), (Yeşaya 9/2-4), Daniel (7/2-8 ve 19/24), Mesih’in sözleri (Yuhanna: Sevindirici Haber 14/16.26) ve diğer bazı kitaplardan yararlanmıştır. Onun bu kitabı, Abbasi Halifesi Mütevekkil tarafından İslam yayılmasının en büyük aracı olarak algılanmıştır. Bu şekilde, İslam’ın kurucuları daha IX. yy.da İncil’in Yahudiler ve Hıristiyanlar tarafından değiştirilmemiş olduğunu kanıtlamış oluyorlardı. Çünkü onlar Musa, Davut, Yeşaya, Hoşea, Mika, Habakkuk, Zekeriya, Sefanya, Yeramya, Hezekiel, Daniel gibi peygamberlerden, Mesih’ten ve hatta Haberci Pavlus’tan alıntılar yapmışlar, adı geçen metinlerde gerçeğin ifade edildiğini kabul ederek onlara güven duymuşlardır.

Al- Tabari’nin kitabındaki bir alıntı özelikle ilginçtir. Mesih şöyle der: “Ama Baba’nın benim adımla göndereceği Yardımcı, Kutsal Ruh, size her şeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacak.” (Yuhanna 14/26) Tabari burada Muhammed’in işaretinin verildiğini savunmaktadır, çünkü İslam, Yardımcıyı bir peygamber olarak algılar. Bugün birçok Müslüman Tabari’nin izinden gitmektedir. Bu bağlamda onlar dolaylı biçimde Baba’nın Tanrı olduğunu kabul ederler, çünkü Yardımcı, Mesih’in göksel Baba’sı Tanrı tarafından yollanmıştır.

TANIKLIK BELGESİ: Adım Ahmet, Çad’ta yaşıyorum. Eskiden Kuran Hocası idim ve transistorlu radyo tamir ederek geçimimi sağlıyordum. Atölyemde bulunan radyolardan çeşitli kanalları dinleyebiliyordum. Günün birinde kanallardan birini dinlerken, bunun bir Hıristiyan kanalı olduğunu fark ettim. Arap spiker Davut’un Mezmurlarından birini okuyordu. Mezmur’un içeriğinden çok etkilendim. Hıristiyanların bu şekilde içten dua etmeleri, onların kötü kişiler olamayacaklarının bir göstergesiydi. Bu Mezmur’u okumak istedim, ancak İncil’im yoktu. Arapça yazılmış bir İncil bulabilmek için yıllarımı verdim. Artık radyodan dinlediğim Mezmur’u okuyabilecektim. 145.Mezmur’du. Uzun süre içeriği hakkında düşündüm. Zamanla, Tanrı bana buradan yola çıkarak İncil’in iletileriyle tanışmamı nasip etti. Özellikle Mesih’in iletilerine bayıldım. Bu nedenle Mesih’in yolunda yürümeye karar verdim. Öğrencilerime artık Kuran’ı değil, İncil’i öğreneceğimizi söyledim. Bir çoğu sözlerimi dinledi, şimdi hepsi Mesih’e inanıyor.

DUA: Ulu Tanrım, Kralım! Bağışlayıcı ve yumuşak huylu ve iyilik sever olduğun için sana dua ediyorum. Her sözüne sadıksın, bu nedenle sana güven duyuyorum. Sana karşı günah işlediğimi biliyorum, beni günahlarımdan, iblisten ve ölümden kurtar. Sen yakarmalarımı işitiyorsun ve bana yardım edeceksin. Tüm canlılar senin adını daima ve sonsuza dek övsün.

SORULAR: Müslümanlar İncil’i niçin araştırır? Muhammed’e dayanarak, nasıl olurda İncil’in değiştirildiğine inanabilirler? Musa kimin işaretini verdi; Mesih’in mi, Muhammed’in mi?

EZBER: “RAB kendisine yakaran, içtenlikle yakaran herkese yakındır” (Mezmur 145/18—Peygamber Davut’un sözleri)

www.Grace-and-Truth.net

Page last modified on June 10, 2013, at 11:38 AM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.50)